Strateji Yazıları

Karamsar Mıyım?

18.06.2021 10:17
  •  A 

Dün TCMB da FED gibi faizleri sabit bıraktı. Önceki metinlerden çıkarttığı sıkı ve kararlı para politikası ifadeleri metne yeniden girdi. Ama yine top çeviren ifadeler var. Bugün bir çok yorumcu bu ifade ne anlama geliyor, TCMB ne demek istedi diye soruyorlar. Yani net ve anlaşılabilir olmayı bir türlü başaramadık.

Her neyse, dünya genelinde FED'in başı çektiği büyüyen bir faiz artışı riski varken, enflasyonun kalıcı düştüğünü görmeden yapılacak bir faiz indirimi yanlış olurdu. TCMB'nın bu yanlışa düşmemesi doğru bir davranış oldu. Ama para politikalarında değişiklik olmamasına rağmen üç ay önceki tabloyu arar olduk maalesef. Yani demem o ki, Nağci Ağbal zamanında tam kazanılmaya başlanan güven, herhangi bir faiz indirimi olmamasına rağmen hala geri kazanılamadı. Peki o zaman attığımız taşla ürküttüğümüz piyasalara değdi mi? Görüyorsunuz kurlar zirvede dolaşıyorlar. Buna rağmen hala hane halkı DTH'ları bozmuyor. Hala dış fon girişleri yok. Eğer gece yarısı operasyonu ile TCMB'na müdahale etmeseydik, şu an kurlar 7,00 civarı olacak, ekstra kur baskısı ile enflasyonda ilave artış olmayacak ve belki de faiz indirimlerine de başlamış olacaktık. Kaldı ki, Ağbal'ın alınması öncesi yabancı kurumların beklentileri bile faiz indirimlerinin olabileceği yolundaydı.

Bu havayı bir anda alt üst ettik. Şimdi de girdiğimiz açmazdan nasıl çıkacağız diye yolu bulmaya çalışıyoruz. Faiz indirmesek, sonrasında FED'in faiz artışları başladığında bu şansı belki bulamayacağız. Şimdiden enflasyon düşmeden faiz indirsek, bu takdirde döviz kurları ekstra yükselirse baz etkisi yüzünden düşürmeye çalıştığımız enflasyon yeniden yükselecek. Enflasyon yükselir, faiz ile arasında reel getirisi kalmaz, ya da eksiye düşerse bu takdirde dış kaynak ve fon girişleri olmayacak. O zaman da zaten turizm girdilerinde hala ciddi kayıp olduğu için vadesi gelen döviz ödemelerimizde sorun yaşanır mı endişelerimiz artacak.

Doğru Kararlar Tüm Bu Endişeleri Düzeltir!
              Kur seviyesi, fon girişleri, faiz seviyesi sadece TCMB para politikaları ile sağlanmaz. Eğer yıllardır açıkladığımız OVP ya da YEP artık adını ne dersek, ilan edilen ekonomi reform paketlerini ilan etmekle değil, artık uygulamayı da başarırsak, demokrasiye gelişmiş ülke strandartlarına yeniden dönersek, hukukun üstünlüğü ve tarafsızlığı sağlanırsa, bağımsız medya, modern bir eğitim sistemi, sağlıklı seçimler, yasama yürütme ayrımı dengesi yeniden kurulursa, bu tablo istediğimiz şekilde değişmeye başlar. 

Ama bilmeliyiz ki, enflasyon ve faizler para politikaları ile değil, üretmekle kalıcı şekilde düşer. Üretmeyi ama her alanda katma değerli üretmeyi başarmalıyız. Bu şekilde % 3 ile sınırlı katma değerli üretim yaparak, gerisi fason ve ikame edilebilir sanayi - üretim yapısı ile bir yere gidemeyiz. İthalata dayalı üretim yapısı ile bu krizlerden kurtulamayız. Başta gıda olmak üzere, her alanda ithal bağımlılıktan kurtulacağımız katma değerli üretimi teşvik etmeliyiz. Mevcut eflasyon ve faizlerden çok daha düşük faizli kredileri, rantı teşvik edecek şekilde konut ve inşaata değil, kimya ve savunma sektöründe yaptığımız gibi üretim projelerine vermeyi öncelikli görmeliyiz. 

Devlet, insan-toplum-halkı için vardır. Her türlü kamu yatırımı ve ihalesinin şeffaf ve sorgulanabilir olmasını sağlamalıyız. Kamuda israfın önüne geçmeliyiz. Devlette temsil harcamalarında gelişmiş ülkeleri kendimize örenek alıp abartılardan, gereksiz ve kontrolsüz temsil harcamalarından uzak durmalıyız. Kamuda çoklu maaş uygulamasını düzeltmeli, en azından makul hale indirmeliyiz.

Toplum ahlakını bozan dolaylı vergiler ve haksızlık yaratan, devamlı tekrarlanan vergi aflarından vaz geçmeliyiz. Dolaysız vergi gelirlerininin esas oladuğunu bilmeliyiz. Cari açık yaratan üretim yapısından dönmeli, başta ara mal olmak üzere ithalat yaptığımız her alanda hızla içeride üretimi başarmalıyız.

Tüm bunları yaparken toplum ve dış dünya ile barışık olmayı, pozitif iletişim kullanmayı, toplumu geren ve bölen dil kullanmaktan vaz geçmeyi bilmeliyiz. Her şeyden de öte, bu büyük ülkenin her zaman kendisine hizmet edecek, ülkeyi doğru, adil yönetecek gençlerinin olacağını kabul etmeli, gençlerin önünü açmalıyız. Siyaset, odalar, kurumlar dahil, sahiplenilip bir türlü bırakılmayan koltukları terk etmeyi kişilere değil, kurallara ve sürelere bağlamalıyız. 

Bunları yapmaya başlayınca, yıllardır sorun yaşadığımız her şeyin normalleştiğini, içeriden ve dışarıdan çok ciddi kaynakların üretime yönelmeye başladığını görürüz. Dış kaynak ve fon girişlerinin azlığından şikayet ettiğimiz bu ortamda, bir ülke hane halkı tasarruflarının yaklaşık % 52'si civarının DTH gibi başka ülke paralarında bloke durmaktan vazgeçmesini sağlamak bile başlı başına finansal ve ekonomik normalleşme, atıl kaynakların üretim ve ekonomiye kazandırılması olur.

İşte tüm bunları sadece TCMB para politikaları ile sağlayamayız. Yukarıda saydığım ve eksik kalan daha bir çok demokratik, ekonomik, siyasal, eğitim, liyakat, finansal, hukuksal uygulamalar ve dönüşümler ile başarırız. 

ABD İle Ilımlı Rüzgarlar Esiyor!
              Beyaz Saray'dan S-400 konusunda sorun sürüyor ama çözüm için görüşmeye devam ediyoruz açıklaması yapıldı. Ayrıca Afganistan'ın Kabil Havaalanının güvenlik ve kontrolünü almak konusundaki teklifimimizde mutabakat sağlandı. Bunlar pozitif gelişmeler olarak BIST'in de kısmen güne alıcılı başlamasına destek olabilir. 

Kur Artışı BIST'in Yükselmesine Engel Mi?
              Kur artışından neden çekinmeliyiz? Eğer ödemeler dengesinde sorun yaşarsak, vadesi gelen ödemeleri yapamazsak diye çekinmeliyiz. Artan kur enflasyonu yukarı çekerse, bunu düzeltmek için faizleri yükseltmek zorunda kaldığımızda artacak mevduat faizlerinin garantili bir gelir olarak borsaya alternatif olmasından, artan her türlü kredi faizleri nedeniyle de borsadaki kredili yatırımcıların taşıma maliyetleri artacağı için satışa geçmelerinden, artan kredi faizleri ile yatırımların yapılamayacağından, büyümenin düşeceğinden, büyüme düşünce istihdamın da düşeceğinden ama işsizliğin artmasına neden olacağından çekinmeliyiz. Yoksa artan kurlar diğer taraftan şirketlerin de yeniden kurulum değerlerini arttıran bir gelişmedir. Yani kurlar artıyor diye nasıl ki, her türlü üretim, tüketim, emtia mallarının değerleri yükseliyorsa, bunları üreten şirketlerin de eder değerleri yükselecektir. 

Bu nedenle kur artışı borsalarda otomatik satış nedeni değildir. Bir süre sonra yabancı para cinsinden üç paraya düşen hisselerin çok sert alımlara sahne olduğunu görürüz. Sorun kontrolsüz bir kur artışı neticesinde aynı şekilde kontrolsüz bir faiz artışının ekonomi ve finans alanında yaratacağı tahribat ve iflas riskleridir. Eğer bu riskleri kontrol edebiliyorsak, kurların yükselişine rağmen bir süre sonra borsanın düşmediğini görürüz. 

Bu nedenle yazılarımda yaptığım uyarılar karamsar olduğum için değil, ne olursa nereye nasıl yansıma yaratacağını bilmeniz içindir. Her türlü krize rağmen, iyi yönetilen şirketlerin hisselerinde düşüşler sonrasında çok sert yükselişler de yaşanacaktır. 1994, 2001 krizlerinde de böyle olmuştur. 1/3 - 1/5 - 1/7 fiyatlara düşen bir çok şirket hissesi sonrasında 10-15 kat fiyat artışları yaşamış ve endeksin geldiği seviyeler nedeniyle sıfırlar atılmıştır. 

Sorun kötüye gidişin sürmesidir. Eğer doğrular yapılmaya başlandığı görülürse, kötüye gidişin yarattığı baskıların da bir anda tersine döndüğünü görürüz. Kısacası her şeye rağmen borsa düşüyor olsa da karı, ihracatı yüksek sağlam şirketlerinin bu fiyatlarının alım fırsatı olduğunu bilmenizi isterim. Ama taşıma süreleriniz tüm saydığım iç-dış etkenlerdeki gelişmelere göre değişkenlik gösterecektir. Ben yaz sürecinde bu baskının sürmesini bekliyorum. Ama hisse bazlı hareketler her zaman olacaktır.

Teknik detayları sitemizin Destek-Direnç Tablosunda her gün yaptığım paylaşımlarda görebilirsiniz. BIST'in sıralı 1.411 - 1.409 - 1.400 ve 1.392 destekleri önemlidir. Bunların her birinden yukarı tepkiler görebiliriz. Ama nedeni ne olursa olsun, 1.392 desteği aşağıya kırılacak olursa, o zaman satışların yeniden hızlandığını ve 1.345 ve 1.300 seviyelerine doğru düştüğümüzü görebiliriz. 

Dirençlerde ise 1.445 - 1.468 seviyeleri önemli dirençlerdir. Özellikle 1.468 direnci yukarı kırılacak olursa, o zaman da aynı şekilde hızla 1.483 - 1.491 ve 1.511 gap seviyesine doğru yükselişler görebiliriz. Yaz ayları içinde bu beklentim şimdilik düşük. Buna neden olacak gelişme şimdilik yok. Olursa onun da uyarısını önceden yapmaya çalışırım.

Bu arada, olması gerekenler olarak saydıklarım bizim ülkemizde olabilir mi endişem hiç bir şekilde yok. Kesinlikle biz de tüm bu dediklerimin ülkemizde yapıldığını-yaşandığını göreceğiz. Sadece ne kadar erken olursa o kadar hızlı gelişen ve normalleşen bir ülke haline geleceğiz. Yaşadıklarımızdan edindiğimiz tecrübeler herkesin gereken dersleri almasına neden olacaktır. Ama çok zaman kaybettiğimizi söylememe gerek yok sanırım.

Hepinize sağlık ve bol kazanç dilerim.


    Saygılarımla
    Aydın Eroğlu
     Stratejist
   Finans Yazarı
www.borsaanalizci.com
Twitter: @aydineroglu_

  • 20.04.2021
    12:49

    Çok özel gündemlere sahip olmadığımız bir günü eksik kısa bir haftaya başlamıştık. Bu denli sert kayıplar neden yaşandı? Bu sorunun cevabını ben de sizler gibi merak ediyorum. Normalde DXY(Dolar Endeksi)'deki 91 altına düşüş, ABD tahvil faizlerinde yaşan... Devamı »

  • 15.03.2021
    11:11

    Cumhurbaşkanı cuma günü uzun zamandır beklenen ekonomik reform paketini açıkladı. Açıkçası vergi konusunda beklenen reformları göremedik. Yani enflasyonun da en önemli nedenlerinden biri olan ötv,kdv dahil ürünlerin fiyatlarında büyük... Devamı »

  • 20.11.2020
    10:57

    Uzun zamandır piyasalarla inatlaşan bir ekonomi ve Merkez Bankası politikası vardı. Enflasyon yüksek olmasına rağmen, faizler ısrarla baskı altında tutuluyordu. Haftalık politika faizleri düşük gösterilip, gecelik geç likidite penceresi faizi üzerinden fonlama yapılıy... Devamı »

  • 06.03.2020
    15:02

    2020 yılına girerken çok iyi bir yıl olmasını bekliyordum. Ama bir tarafta bizim özelimizde ortaya çıkan Suriye-Rusya riskleri ve ABD ile yaptırım sorunu, diğer tarafta ise tüm dünya için büyük bir kabusa dönüşme yolunda ilerlemeye devam eden v... Devamı »

  • 24.10.2019
    11:16

    ABD Yaptırımları Kaldırıldı! Trump'tan gelen açıklamalar sonrasında ABD Hazinesi Türkiye'ye uygulama kararı aldığı tüm yaptırımları kaldırdığını açıkladı. Suriye'de iki süper güç ile atılan imzalar sonrasında pozitif gelişmeler s&u... Devamı »

  • 23.10.2019
    13:16

    Barış Pınarı Harekatında ve öncesinde gördük ki, sözüm ona müttefikimiz dediğim batı blokunda yer alan dostlarımız bizi kendilerine müttefik olarak görmüyorlar! Bunu zaten biliyorduk da, iyice su yüzüne çıkmış oldu. 67 yıldır Rusya sınırı... Devamı »

  • 24.07.2019
    12:52

    Hemen bu sözümün ne manada söylediğimi açıklayarak yazıma başlayayım! Şu ana kadar içeriden ve dışarıdan ülkemizi etkileyecek gelişmeleri aklımıza gelenler olarak tekrarlayacak olursak; Suriye'de ABD ile PKK terör örgütünün t&uu... Devamı »

  • 17.07.2019
    11:14

    Dünya doğu ve batı bloku olarak iki önemli güç arasında paylaşılmış durumda. Biz batı blokunda NATO'nun en önemli askeri güçlerinden biriyiz. S-400'ler konusunda olası ABD yaptırımları tüm dengeleri bozabilecek sonuçlar doğurur! ABD Sert... Devamı »

  • 17.08.2018
    14:36

    Hemen belirtmeliyim ki, bu yazım yeni değil. 17/07/2014 tarihinde sitemde strateji yazılarımda ve bir çok farklı mecrada paylaştığım bir yazım. Başlığı ve içeriği bugünün de gündemi olduğu için nostalji yapmak istedim! Umarım yeniden okumaktan sıkılmazsınız. 1... Devamı »