Sorun OVP Hedeflerinde Mi?

07.09.2023 09:40
  •  A 

Dün 21 yıllık iktidarın en son OVP(orta vadeli program) açıklandı. Peki bizim sorunumuz yıllardır yanlış, eksik OVP'ler miydi? Hemen hemen hepsinde aynı hedefler yer aldı. Hatta son OVP'de ileriki yıllarda ulaşılması beklenen, işsizlik, enflasyon, kur, cari açık gibi hedefler eski OVP'lerin bile üzerinde. Demek ki, OVP ilan etmek çok bir şey ifade etmiyor. Önemli olan gerçekleşmesi için doğru uygulamaları yapabilmek.

2001 yılında önceki koalisyon iktidarı dönemindeki hataların sonunda çok derin bir finansal kriz yaşadık. 70 Milyar Dolar büyüklüğünde bankacılık batışları yaşandı. Sonunda paramız devalüasyon oldu. Kur seviyeleri kısa sürede çok sert yükseltildi. Tabii faizler de uzun süre yüksek tutuldu. İşte zaten bugünlerin temeli de o günlerdeki hatalarla atıldı! 2001'de 1.68 TL olan Dolar kurunun 2008'de 1.15'e düşmesine göz yumuldu. 7 yıl boyunca yeni iktidarın Barış Süreci, BOP gibi gündemleriyle ABD ve AB'den ülkemize para yağdı. O tarihte ''Değerli TL onurumuzdur'' diyerek, bu durumu memnuniyet verici olarak açıklıyorlardı. Hatta 1 Dolar=1 TL diye beklenti oluşmuştu. İşte bugün yaşadığımız sorunların ana nedeni bu yıllarda yapılan kurdaki serbest düşüşe göz yumulması hatasıydı. Ülke o büzden her alanda ithalat cenneti oldu. Hemen her şeyi üretmekten vazgeçip, çok daha ucuza gelen ithalata sarılmıştık. Üretim yapımızda tamamen ithal aramala dayalı bir üretim tipine döndük. O yıllarda bunun çok yanlış olduğunu, üretmenin esas olduğunu, enflasyondan kurtulmanın üretim ile olacağını defalarca yazdık. Ama nafile bunu dinleyen olmadı.

İşte bu yüzden üretimde %70'lere dayanan ithalat bağımlılığımız var. Emek yoğun üretim yapısına sahibiz. Yüksek teknoloji üretiminin ihracattaki payı yeni yeni %4'lere yaklaşmakta olan bir yapıdayız. Akaryakıt ihtiyacımızın neredeyse tamamına yakını ithal ediyoruz. İşte hal böyle olunca, bizim için enflasyon ve dolayısı ile kur seviyeleri çok ama çok önemli. Eğer kurlar kontrolsüz yükselirse, bu durum her alanda enflasyona neden oluyor. Sonra da bu sorunlar bir kez daha, bir kez daha sayısız şekilde karşımıza çıkmaya devam ediyor.

Dün ilk andan beri OVP için görüşümü paylaşacaktım ama bir türlü zaman bulamadım. 10:30 gibi de Ekotürk tv. skype bağlantım olacak. Muhtemelen OVP sorulacak olursa, orada da görüşlerimi açıklarım.

Ancak, hep yazıyorum, bizim bundan önce de bir çok OVP'miz oldu. Hatta sonlardan birine YEP diye yeni ekonomi programı(paketi) falan demiştik sanırım. Ama sonuçta hepsinin hemen hemen içerikleri aynıydı. Üretimi arttırmak, enflasyon ve işsizliği düşürmek, cari açığı düşürmek, faizleri düşürmek, ekonomik istikrar vs.vs. bunların hepsi önceki ovp'lerde de aynıydı. Peki neden hala aynı şeyleri yeniymiş gibi tekrarlıyoruz? Çünkü tutmadığı için.

Kısacası önemli olan hedefler, beklentiler, programlar falan değildir. Doğru, tespit yapmanız, doğru çözümleri de bulmanız değildir. En önemlisi doğruları uygulayabilmenizdir. Bunu yapmazsanız gerisi boş olur, hikaye olur, tekrarlanıp duran laflar olur.

2018 yılında sayın cumhurbaşkanı yanlış hatırlamıyorsam mayıs ayında Londra ziyareti yaparken, kur 5.00 TL civarında idi. Tahvil faizi de %21 civarındaydı. Hiç yeri yokken birden faizler ve bankalarla ilgili sert açıklamalar yaptı. ''Düşük faiz düşük enflasyonu getirir, lütfen bunu bilin'' dedi. Hatırlayın, bunun üzerine Dolar bir anda 3-4 gün içinde 7.21 TL.ye çıktı. Sonrasında enflasyon ve faiz problemlerimiz artarak sürdü. Yabancı yatırımcı hızla ülkeyi terketmeye başladı.

Kasım 2020'de göreve getirilen Naci Ağbal da enflasyonu düşürmek için faiz artışlarını başlatmıştı. Göreve geldiğinde 8.58 olan Dolar kuru, 5 ay sonra  20 Mart 2021'de Naci Ağbal görevden alındığında 6.90 TL civarına inmişti. Nağci Ağbal'ın yerine Prof.Dr. Kavcıoğlu atandı. İlk anda faizler enflasyonun altında kalmayacak dedi. Daha sonraki faiz toplantılarında faizler çekirdek enflasyondan düşük olmayacak dedi. Sonra ise enflasyon faiz denklemi tümden değişti.

2021'de enflasyon %17.75 ve faizler %19 iken, 100-200 baz puan faiz artışı yapsak, şu ana kadar yaşadığımız birçok sorun belki de yaşanmayacaktı. Ama biz o tarihte para politikasını tümden değiştirip, Yeni Ekonomi Programı(YEP) söylemi ile, yükselen enflasyona rağmen inatla faiz düşürmeye başladık. Biz faiz düşürdükçe kurlar arttı. Kurlar arttıkça enflasyon yükseldi. Ama biz enflasyon artışına rağmen kurları daha da düşürmeyi sürdürdük. Kurlar çıkmasın diye de, önce rezervlerden, sonra bankalarından, sonra da şirketlere zorlama tedbirlerle döviz satışları yaptırdık. Bu şekilde döviz talebinin duracağını düşündük. Ama bu görüş yanlış çıktı.

Sonuç, ülkede sonrasında her alanda enflasyon, cari açık patlaması yaşandı. Rezervler sıfırlandı, hatta nette eksiye düştü. Hayat pahalılığı herkes için hayatı çok zor hale getirdi. Bir de bunlar pandeminin yarattığı tedarik sorunları esnasında yaşanırken, üstüne bir de savaşın enerji fiyatlarında yarattığı artışlar eklenince, yükselen kurlar ekonomideki tüm rakamları ve verileri darmadağın etti. 

Kısaca şunu demek istiyorum! Bizim zaten yıllardır OVP'lerimizde içerikler hep aynı idi. Biz yanlış hedefli OVP sorunu yaşamadık. OVP'lerde hep doğru hedefler tespit ettik. Ama dünya iktisat kurallarının tersine ''faiz sebep, enflasyon sonuçtur'' ısrarımız nedeniyle 2018'den sonra kendi kendimize ülkeyi bugünlere getirdik. Şimdi ise bakın ne yapmak zorunda kaldık? Sebeptir dediğimiz faizleri arttırmaya başladık. Ama hala OVP'de yıl sonu %65 olmasını beklediğimiz bir enflasyona rağmen politika faizlerimiz %25 seviyesinde duruyor. 

Programda daha öncesinde ilan edilenden daha düşük büyüme beklentileri ilan edilmiş. Ama faizler artacaksa bu oranlar bile yüksek. Enflasyon için gizlenen oranlardan vaz geçilip, doğruya dönüş olmuş ve yıl sonu enflasyon beklentimiz de %65 olmuş. Ama kur seviyeleri 2026'ya kadar 47.8'lere ulaşacak denmiş. Şimdi eğer sıkı para politikası uygulanırsa faizlerin enflasyona doğru yükselişinin sürmesi gerekir. Faizler sonraki toplantılarda da artarak %45-%50'lere bile çıkartılsa, Dolar kurunda bırakın denen yükselişin olmasını, 25.00'lerin altına düşmemesi için TCMB'nın alım ihalelerini başlattığını bile duyarız. Kurlarda böyle bir düşüş başlarsa 2001- 2007 arası dönemi hatırlayın enflasyon da otomatikman düşmeye başlar. Ama 2001 sonrası hatayı yapmamak, kurların sürekli düşmesine engel olmak gerekir. Esas olan kurların devamlı düşmesi ile suni bir enflasyon düşüşü yaratmak değil, kurların yükselişinin durdurularak, sonrasında enflasyon düşerken ekonominin toparlanmasının sağlanmasıdır. Bu da kur riski biten ortam yaratıp, dış kaynak girişinin ve içeride yatırım iştahının önünü açmakla olur. Bunu sağlarsanız enflasyon ve sonrasında da faizler zaten düşer.

Ama artarak 47.8'e kadar çıkmasını beklediğimiz bir kur varsa, o zaman demek ki, fiyat istikrarı kararlılığımız çok uzun soluklu olmayacak demektir. Faizler enflasyonun üstüne çıkartılmayacak, muhtemelen yine ''bakın faizleri arttırıyoruz ama enflasyon hala yükseliyor'' algısı ile düşük faiz tezine dönülecek endişesine sahibim. Umarım bu yapılmaz. Ama açıklanan hedefler bu endişemin sürmesine neden oluyor. 

TCMB Başkanı H.Gaye Erkan'ın tanışma toplantısındaki açıklamaları sonrası, söylemler doğru ama ''Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!'' demiştim. OVP sonrasında da aynı görüşümü koruyorum. Bu programları 22 yılda çok kez açıklayıp, hala aynı hedefleri koruyorsak, o zaman sorun içerikte değil, uygulamalarda yaptığımız yanlışlardadır. Neden bunlardan ders almaz hala aynı hataları tekrarlarız, inanın ki bunun cevabını bulamıyorum.

Teknoloji, inşaat, turizm ön plana alınmış ama zaten birçok sektör ve şirket öncesinde ciddi fiyatlamalar yaptığı için, OVP ile bir anda hızlanmasını beklediğim bir şirket yok. Normal süreçte beklediklerimize göre beklentilerimi koruyacağım. 

Açıklanan OVP, BIST için sahip olduğum düzeltme endişemi değiştirmedi. O nedenle BIST'de temkinli duruşa devam edeceğiz. Gördükçe hisse bazlı öngörülerimi paylaşacağım. Önceki günlere ait beklenti yazılarımın içerikleri hakkındaki beklentilerim halen geçerli.

NOT: 10:30'da Ekotürk Skype bağlantım olacak. Sevgili Perihan Tantuğ'un gündem hakkındaki sorularını cevaplayacağım.


    Saygılarımla
    Aydın Eroğlu
     Stratejist
   Finans Yazarı
www.borsaanalizci.com
Twitter: @aydineroglu_


  • 06.09.2023
    09:23

    BIST yine bildiğimiz gibi! Yani düşmüyor. Biz düzeltme endişesi yaşarken, BIST bir günlük ya da seans içinde kar realizasyonlarını yaşayıp, hatta arada eksi olup, birgün eksi kapatıp, sonra yeniden yükselişe geçiyor. Dün de, gördüğü... Devamı »

  • 05.09.2023
    09:21

    Dün açıklanan ağustos ayı tüfe %9.09 ve yıllık %58.94 olarak beklentilerin üzerinde açıklandı. Para politikasında enflasyon altı düşük faiz uygulanması nedeniyle en başından beri enflasyon sorunu yaratacağına dikkat çekiyordum. M. Şimşek ve H.Gaye E... Devamı »

  • 04.09.2023
    09:16

    Gururumuz olan kadın voleybol takımımız Filenin Sultanları, dün kalplerdeki tüm yağları erittirip kazandıkları Avrupa Kupası ile bir kupa daha getirdiler. Dünya Kupası sonrası, dün de Avrupa Şampiyonu olup Avrupa Kupasını kazandılar. Muhteşem bir maç oldu. Bizim sesler git... Devamı »

  • 01.09.2023
    09:18

    Uyandırma alarmımı kaç kez ertelettiğimi hatırlamıyorum. Şu saate bakayım dediğimde 09:00 olmuştu. Anlayacağınız bu sabah uyuyakalmışım. O nedenle kısa bir yazı ile yetineceğim. Bir süredir 8000 direncinde zorlanan bir BIST yaşıyoruz. Dirençlere gelince satışlar geliyor. Norma... Devamı »

  • 31.08.2023
    09:25

    BIST 8000 direncinde zorlanmaya devam ediyor. Ama bu esnada düşen dolar nedeniyle 305$ civarı Dolar bazlı direnç seviyesine de gelmiş durumda. Her iki teknik de ciddi dirençler. Ben bu dirençleri kırmayıp, önce yaşanan düşüşlerin ve kar satışlarının en azında... Devamı »