Seçimler Yaklaştıkça Paketler Açılıyor!

09.01.2019 09:44
  •  A 

Mahalli ya da genel seçimler ne kadar sık ve çok yapılıyorsa ülkeler için o kadar yük yaratıyor! Çünkü hangi ülkede olursa olsun, iktidarda olanlar iktidar güçlerini kullanarak seçmeni etkilemek için bir takım kararları alabiliyorlar. Böyle olunca da hedef seçimler oluyor. Diğer ekonomik sorunlar unutuluyor.

Vergi-prim afları, kredi teşvikleri, bedelli askerlik kararları, kısmi elektrik bedellerinin devletçe ödenmesi vb. kararları, imar barışı vs. gibi bir çok kararı biz de görmeye başladık. Daha seçimlere zaman olduğu için muhtemelen bu açılan paketlere yenileri de eklenecektir. Halkın refahını, istihdam seviyesini kalıcı arttıracak her türlü kararı destekliyorum. Ama bunları yaparken vatandaşların sorumluluk bilinçlerini köreltmememiz lazım! Sonuçta bir devleti oluşturan unsurların insan kısmındaki tanım olan vatandaşların da bir takım sorumlulukları vardır.

Eskiden vatandaş olmanın sorumlulukları nedir diye sorulduğunda, (hatta eskiden demeyelim tarifinde hala aynıdır) vergi vermek, askerlik yapmak, kanun ve kurallara uymak diye tarif ederdik. Peki sizce bu tarif halen geçerli mi? Devlet eliyle bu tanımı yok etmiyor muyuz? 

Yıllardır gelişmişlik düzeyimizi bir üst sınıfa sokamadık. Bir türlü cari açıksız üretimi başaramadık. Enflasyon ve yüksek faizlerden kurtulamıyoruz. Böyle olunca da, zaman zaman finansal kaynak yetersizliği hat safhaya çıktıkça bedelli askerlik kararları alıyoruz. Buna biriken asker sayısının çokluğu cevapları gelebilir ama asıl neden mali kaynak yaratmak olduğunu düşünüyorum. 

Birkaç yılda bir vergi ve prim afları çıkartıyoruz. Borç siliyoruz. Ödeme sürelerini öteliyoruz. Bunları ödeyebilmeleri için ödememiş olanlara teşvikler, krediler yaratıyoruz. Ama sonra bu desteklerin sürekli tekrarlanmaya başladığını görüyoruz.

Kamusal bir hizmeti kullanmanın doğal olarak ilan edilen bir ücreti varsa bunun kullanan tarafından ödenmesi lazım. Ama yıllardır kullanılan elektrik faturalarında kayıp-kaçak bedeli öderiz. Hadi kayıpları hatlardan kaynaklanan kayıplar diye düşünelim. Ama kaçak denen rakamlara bakınca bazen coğrafi bir bölgeden neredeyse o bölgeye verilen elektrik toplamının çok düşük bir kısmını tahsil edebildiğimizi görüyoruz. Bir çok şehirde kaçak elektrik kullananları devamlı duyarız. 

Aynı şekilde imar kuralları da vardır. Normal bir vatandaş kafasına estiği yeri alıp da imarlaşmaya gidemez. Devletin tarım, sit, konut, ticari bir çok tanımlama ve sınırlamalarına uymak durumundadır. Ama şu andan geçmişe doğru bakınca, bir çok kez bu kurallara uymayanlara gecekondularının anahtarlarının dağıtıldığını ve sonra da bu gecekonduların milyonluk rantlar yarattığını gördük. Kaçak yapılan imarsız konut ve ticarethanelere su ve eketrik bağlandığını görürüz. Bu durum geçmişte olduğu gibi hatta artarak sürüyor. Orman alanları yakılıyor, imarı olmayan kıyı şeritleri yakılıyor sonra da bir bakıyoruz bu yerlerde oteller konutlar yükselmeye başlıyor. İşte kanun ve kurallara uymayanlara devamlı aflar çıkartılınca da, bu durum vatandaş sorumluluklarının devlet eliyle aksamasına neden oluyor.

Son dönem yine görüyoruz. Kangren olmuş imar sorunları için imar barışı çıkartıldı. Ama kararın öncesinden itibaren sanırım böyle bir karar çıkacağı duyulmuş olacak ki, ülkenin her yerinde imarsız, hazineye ait arazilerde pıtrak gibi yapıların belirdiğini görüyoruz. Tabii devlet filanca tarih sonrası yapılanların hepsi yıkılacak diyor ama eğer bu denen uyarılar tam olarak yerine getirilse o zaman sık sık bu tarz barışlara gerek olur muydu?

Son dönem yine birçok seçim uygulaması devreye alındı. Umarım devlete millete hayırlı olur. Ama devlet kendi eliyle vatandaşının sorumluluk ve ahlakını bozuyor diye düşünüyorum! Tüm bunların sık sık tekrarlandığını gören biri vergisine, primine, borcuna, askerlik görevine özen gösterir mi? 

Biz Kötü Vatandaş mıyız?
              Şimdi bir de benim gibi askerliğini tam yapmış, okurken nasılsa af çıkar demeden sınıflarını kalmadan geçip okulunu bitirmiş, vergi ve prim borcunu hiç aksatmadan ödemiş, kullandığı banka kredi borcunu ya da kredi kartı ödemelerini devamlı ödemiş, kaçak elektrik kullanmamış. Tarife fiyatlarından mağdur olsa da, kaçak kullananların bedellerini ödese de yine de faturalarını hep ödemiş, İmar kanunlarına hep uymuş, ayağını hep yorganına göre uzatarak hak ve sorumluluk bilinci ile yaşamış normal kişiler kötü mü yaptık? Bizler kötü vatandaşlar mıyız? Çünkü bakınca devlet hep bu saydıklarımı aksatanlara destek, af, teşvik açıklıyor. Peki bunların yarattığı adaletsizlik, rekabette haksızlık, rant haksızlıkları, devlete yaratılan yükleri de sonuçta ödeyenlerin vergilerini arttırarak tahsil etmekten kaynaklanan ekstra yükler falan hepsi yine sorumluluklarını yerine getiren vatandaşların yani bizim gibilerin üstüne yükleniyorsa, bizler doğru olanı yapmakla suç mu işliyoruz? 

Görev Zararları Dönemlerine mi Dönüyoruz?
              2001 öncesi kamu bankaları ve KİTler siyasilerin finansal kaynak alanları olarak kullanılırdı. Hazine iç borçlar ve işçi-memur ödemeleri için bu kaynaklara başvururdu. Sonra yıl sonunda bunları kapatırdı. Ama bir dönem sonra bu iş süreklilik kazanarak devam etmeye başlayınca, artık yıl sonunda kapatılmayarak görev zararı adı altında bilançolaşmaya başlamıştı. 2001 yılında yaşadığımız finansal kriz sonrasında bu uygulamalara son verilmişti. KİT ve kamu bankalarının karlılık esası ön plana çıkmıştı. Şimdi son dönem uygulamalarına bakınca, özellikle Ziraat Bankasına benzer yüklerin geldiğini görüyoruz. İster istemez de acaba yine eskinin görev zararı dönemlerine mi dönüyoruz diye düşünüyorum. Ziraat Bankasına bindirilen yükler nedeniyle oluşacak zararlar da tabii ki önemli. Ama benzer şekilde Halkbank ve Vakıfbank'a da bu tip yükler bindirilirse, halka açık oldukları için yatırımcı kayıpları oluşacağını da düşünmek lazım. 

İşte tüm bunlara bakınca, seçimler bir ülkede ne kadar sıksa o kadar sıkıntı yaratıyor diyorum. Bakalım seçimler bittikten sonra tüm bunların bizle yaratacağı fatura ne olacak göreceğiz. 

BİST İyice Bunalttı!
             Kaç zamandır bizi bunaltan borsa yüzünden doğru dürüst hisse öngörüsü bile yapamıyorum. Şu teknik uygun diye bir kaç öngörü yapmaya cesaret etsem, bir bakıyoruz bir sorun ya da sıkıntı patlıyor pat hisselere çakıyorlar ve yine maliyetli yakalanıyoruz. Tamam hisseler bence de kesinlikle çok düşük fiyatlarda işlem görüyorlar. Üstlerinde ciddi yükseliş potansiyelleri var ama şu anda buna bakılmıyor. Alıcı gördüler mi bir anda satışlar geldiğini görüyoruz. 

Bu sıkıntıların en önemli nedeni olarak ABD ilişkilerini gösteriyorduk. Rahip Brunson serbest kalınca Trump'tan gelen açıklamalarla sanki ortam düzelecek gibi bir hava esti. En son Suriye'den çekilme kararı açıklanınca bu duygu daha da artmıştı. Ama bakın işin aslı öyle işlemiyor. ABD ile bölgesel gerilimler yine ciddi boyutlarla sürüyor. Dün cumhurbaşkanımız bu konuları dile getirip, kim ne derse desin bize risk yaratan teröristleri sınırlarımızdan uzaklaştırmak için ne gerekiyorsa yapacağız deyince bir anda kurların artmaya başladığını gördük. Borsa da eksiye döndü. Sonra günü yine yükselişle kapattık. Ama bu gerilimlerin zamanlamalarını ve sürecini bilemediğimiz için düştü diye gördüğümüz seviyelerde alımlara cesaret edemiyoruz. Aynı şekilde iki gün sonra yükselişler yaşanınca da, bu sefer de düşük fiyatları kaçırdık buradan alınır mı diye korkular yaşıyoruz. Sanırım bu dönem de bir süre devam edecek. 

Kısacası her şekilde seçimlere kadar bu durum sürecek gibi duruyor. Malesef mecburi yatırımcı olarak beklemek zorunda kalacağız. Yeni öngörüleri yapmakta anlattığım nedenlerle sessiz kalıyorum. Çünkü teknik diye ne önersek, bir kaç istisna hariç hepsi yine düşüyor. Anlaşılan o ki, seçimler ve ABD ilişkileri herkesin kafasında bir soru işareti. Seçimler bitince de olası sonuçları önemli olacak. İktidar kazançlı çıkarsa farklı, ama büyük şehirlerden kayıplar olursa farklı tablolar görülebilir. 

Kayıp bir döneme yakalandık. Ama her düşüşün bir çıkışı borsada muhakkak olur. Bu dönemin bir an önce gelmesini bekleyeceğiz. Şunu bilin ki, iyi olan ama düşük fiyatlanan bu hisseler günü gelince fazlası ile bu kayıplarını telafi edecekler. Ama yaşananlar yüzünden zamanı ne olacak tahmin yapmak çok güçleşiyor.

Hepinize kazançlı bir gün dilerim.


    Saygılarımla
    Aydın Eroğlu
     Stratejist
   Finans Yazarı
www.borsaanalizci.com
Twitter: @_Stratejist_


  • 08.01.2019
    09:42

    Sanırım hepiniz değişik mecralarda okuyorsunuzdur. Ekonominin içinde bulunduğu şartlar nedeniyle iktidarın IMF ile anlaşmak zorunda kalacağı yönünde spekülasyon ve yorumlar yapılıyor. Ancak şimdiye kadar IMF konusunda çok farklı söylemler yapıldığı için, bu y... Devamı »

  • 03.01.2019
    09:22

    Doğal olarak bu sözümüm asıl adresi borsa. Ama borsanın düşüşlerle yeni yıla başlamasının nedenleri ise finansal ve ekonomik sorunlardır. Dün ABD borsalarında yeniden satışlar başlayınca, ilk anda bire bir tepki vermeyen BİST, daha sonrasında daha da sert düşü... Devamı »

  • 28.12.2018
    09:05

    Bizler piyasalar, hisseler ve endeks için korkularımızı korurken, yabancı takası ise istikrarlı bir şekilde, % 61'lere düştüğü temmuz ayından bu yana yükselişini sürdürerek % 65 oranına ulaşmış durumda. Yabancı payındaki bu oran, Haziran cumhurbaşkanlığı se&c... Devamı »

  • 27.12.2018
    09:42

    Evet bir süredir hızlı düşen ABD borsalarında dün belirttiğim destekler çalıştı. Tepkileri ABD borsalarında dün gördük. BİST'de ise kısmi görmüştük. Bugün iyi bir başlangıç yaparız. Ama tabii Dow için riskler bitmedi. Bu sade... Devamı »

  • 26.12.2018
    08:48

    Bir süredir düşerek, 1930 yılından beri en kötü Aralık seviyelerine düşen ABD borsaları, ABD halkına kötü bir noel yaşatıyorlar. Bu durum BİST'de olunca toplumun çok düşük bir kesimi ile ilgili oluyor. Çünkü BİST'deki borsa... Devamı »