Hesap Günü!

13.09.2018 09:41
  •  A 

Bugün 14:00'te TCMB PPK(Para Piyasası Kurulu) faiz kararı açıklanacak. Karar ne olursa olsun Türkiye ekonomisine fatura kesilmiş olacak. Neyin faturası derseniz, iktidar hatalarının, TCMB'nın bağımsızlığına yapılan müdahalenin, üretime dönük olmayan kamu yatırım ve harcamalarının, bankacılık sistemine yapılan müdahalenin, sürüp gelen cari açığın ve kontrolsüz alınan ve amacına uygun harcanmayan dış borçların faturası kesilmiş olacak.

2013 yılında % 4.61'e inmiş olan, 2015 yılında % 6.58 seviyesinde bulunan faizlere, bankalara ve TCMB'na karşı başlattığımız iktidar mücadelesinin ekonomiye çok büyük bir faturası çıkmıştır. Kim ne derse desin, göstere göstere cari açıkla büyümeye devam ediyorsanız, bir türlü üretim ve yatırım reformu yapamıyorsanız, gıda enflasyonuna kayıtsız kalıp, bunun yerine ülkenizde ürettiğiniz her şeyin ithalatının da önünü açıp üreticiyi korumasız bırakıp yok ediyorsanız, çocukluğumuzda bile kendi kendine gıda üretimi yeten 6-7 ülkeden biri olarak sayılan ülkemizi, bugünün teknolojilerine rağmen gıda ithalatçısı durumuna düşürüp, dünyada uzun süredir gıda fiyatları düşerken, gıda fiyatlarının enflasyona etkisinde başı çekmesine neden oluyorsanız, devletin otoyolu, köprüsü, enerji ihaleleri, kent hastaneleri, avm kiralamaları, aklımıza gelen gelmeyen her alandaki özelleştirme, taahhüt ve kiralama işlerini döviz cinsinden belirliyorsanız günü gelince bize bu faturanın kesilmesinin kaçınılmaz olacağını da bilmemiz gerekir. 

İşte şimdi yine yapılan yanlışların hesap günlerinden birisi! İki yıl evvel kurlarda hareket başladığında, enflasyon da kıpırdarken buna set çekmeyip, TCMB'nın elini tutarak yaptırmadığımız belki de o an için 200 puan ile çözülecek faiz artışı yerine geldiğimiz faiz ve kur seviyelerine bir bakın. Şimdi söyleyin bakalım, TCMB ve faizlere karşı başlattığımız direnişte başarılı mı olmuşuz? Ne yazık ki, hayır. Kurlarda ayar kaçınca bu yıl arada ama hep geriden gelerek yapmak zorunda kaldığımız kademeli 500 puanlık faiz artışına rağmen bugün yine ciddi bir faiz artışından bahsediyoruz. 

Piyasa beklentisinin alt limiti 400 puan. Üst seviyeleri ise 1000 baz puana kadar çıkıyor. Şimdi bu beklentileri karşılamayarak pas geçsek, bu sefer kurlarda yine yukarı atak yaşanacak. Bu kur artışları ile tepeden tırnağa yaşanan zamların devam etmesi riski artacak. İthalatçı ve döviz borçlusu olan çok firma içine düştüğü ödeme güçlüğünde iyice boğulacak. Devlet, şirketler ve millet yabancı para cinsinden fakirleşmeye devam edecek. 

Beklentileri en üst perdeden karşılayarak yüksek bir faiz artışı yapsak, bu sefer de dış borç sorunu olmayan, sayısal daha büyük bir ekonomik dilimi temsil eden tüm işletmeleri faiz krizine itmiş olacağız. Banka borçlarından dolayı ciddi kriz içine düşecekler. Yeni kredi bulamayacaklar. Ya da yeni kredi maliyetleri çok yükseleceği için, bunun altından kalkmaları güçleşecek. Alacak tahsilatları çok zorlaşacak. Yeni yatırım kararları iptal olacak. Bankaların kredi batak riskleri artacak.  

Bu tabloya bir çok olumsuz yansımayı daha sıralayabiliriz. İthal ekonomisi olduğumuz için kurların artışı enflasyonist baskıyı daha çok arttırıyor. Faiz artışı ile de bir çok maliyet yükseliyor ama talep daralması nedeniyle enflasyon etkisi kur artışının yarattığı etkiye göre daha sınırlı oluyor. Ama sonuçta her ikisi de ekonomi için büyük sıkıntı kaynağı olduğu kesin.

Kısacası bugün aşağı tükürsek sakal, yukarı tükürsek bıyık türünden bir açmazdayız. Dünyanın Arjantin'den sonra en yüksek faizini veren ülke olmayı başarı olarak gören varsa diyecek söz bulamıyorum. Ama yine de diyorum ki, bırakın da TCMB alması gereken karar neyse bağımsız şekilde, baskı altında kalmadan alabilsin. Keşke önceki merkez bankası başkanı da, kurumun özerkliğinden destek alıp, zamanında doğru ve olması gereken kararları alabilseydi. Şimdi bu sıkıntıları çekmiyor olurduk.

Peki Kim Kazançlı Çıkacak?
              Hiç şüphesiz yabancılar bu işten en karlı çıkanlar olacaktır. Saydığım ve sayabileceğim bir çok hata ve tabii içinde bulunduğumuz bölgesel sorunlar ile ABD ilişkilerimizin yarattığı etki ile dövizlerinin TL karşısındaki değeri katlanmıştır. Şimdi faiz artışı yapılırsa, çok kısa sürede misli yükselmiş dövizlerini bozup dünyanın en yüksek faizlerinden birini alıp rantlarını zirveye çıkartacaklardır. Yok eğer faiz artmazsa ya da yeterli artmazsa, bu sefer de dövizlerinin TL karşılıkları daha da artacaktır. Bir ülkenin kaynaklarının yabancılara rant olarak nasıl geçtiğinin acı bir örneğini yaşıyoruz. 

BİST Ne Olur?
              BİST için çok korkum yok. Çünkü 1994 ve 2001 krizinde de kurlar ve faizler birlikte çok büyük yükselişler yaşamışlardı. Aynı şekilde enflasyon da artmıştı. Şu ankinden daha da kötüsü 2001'de 70 Milyar Dolar'lık banka batışları ve birleşmeleri yaşamıştık. Faiz gecelikte % 7.500'ü görmüştü. Ama sonra kur ve faizde zirveler bulununca, işler yoluna girmişti. Yine öyle olacak. Sorun yabancının sahip olduğu dövizi için acaba daha yüksek seviyeler görülür mü, ya da ekstra daha yüksek faiz alır mıyım beklentisinin sürmesinden kaynaklanıyor. Eğer TCMB bugün beklentilere paralel ya da üstünde bir faiz artışı yapacak olursa, üstüne haftaya açıklanacak Yeni Orta Vadeli Programda yapısal tedbirler ve harcama kontrolü yapılacağı anlaşılırsa, yabancı bir anda piyasaya fon transfer etmeye başlayacaktır. 

Kurların gördüğü yükseklerden bozacağı parasına en yüksekten alacağı faiz ile kur riskini çok ciddi şekilde bertaraf etmiş olacaktır. Şunu söylüyorum; Dolar 7.00 gördüğünde bozan ve % 25 faiz alan yabancı açısından kur riski % 8.75 seviyesinin üstüdür. Eğer alacağı faiz bugün olası faiz artışı kararı ile daha da artacak olursa, kur riski seviyesi daha da yükselmiş olacaktır. 

İşte bu nedenle, yabancı açısından istenen elde edilince, yani kur ve faizlerde ciddi yükseler görülünce, bu sefer yabancı yatırımcının amacı, sonraki süreçte hem kurun hem de faizlerin düşebildiği kadar düşmesi olur. Çünkü bu sayade faiz rantı ile 8.75 ve hatta daha da yükseğe çektikleri seviyeden realize ettikleri dövizlerini bir kaç sene sonra çok daha alt seviyelerden yerine koyma imkanı bulacaklardır. 2001'de 0.65 krş.tan 1.68 olan dolar kuru, arada onca yıl elde edilen faiz rantı sonrasında 2008 yılında 1.15 seviyesine inmişti. Varın siz hesaplayın yabancı fonların ya da bu şekilde davranmış yerli yatırımcıların karını!

Neyse, işte kur ve faizlerde belirsizlik kalktığı andan bir süre sonra, yaşanan kur ve faiz artışlarının enflasyon etkilerini tüm ürün ve hizmet fiyatlarında nasıl görüyorsak, aynı şekilde şirket değerleri ve dolayısı ile şirketlerin hisse değerlemeleri de aynı şekilde yapılmaya başlanır. Yabancılar kendileri açısından çok ciddi ucuzlamış olan hisseleri çok daha az kaynak sokarak ele geçirirler. Hisse fiyatlamalarında döviz bazında değerlemeler yeniden dikkate alınmaya başlanır. Böyle olunca, borsa ve hisse değerlerinde çok sert yükselişler görülür.

Ama bu dediklerim belirsizlikler bittiği takdirde başlayacak süreçtir. Maalesef şu an kur ve faiz artışlarına yenisi eklense de, ABD ile yaşadığımız bir dava riski belirsizliği halen sürüyor. Eğer çok ciddi bir faiz artışına rağmen, finansal piyasaları sarsabilecek boyutta yeni bir yaptırım kararı daha çıkacak olursa, kurlar bugün yaşanabilecek olası faiz artışına rağmen yine sert yükseliş yaşama riskine sahipler. İşte bu nedenle belki de bu belirsizliğin baskısı altında ilk anda anlattığım süreci yaşamamız biraz zaman alabilir.

Ama sonuçta krizde zirve görüldükten sonra işler yeniden rayına girecektir. Bu esnada batan batacak, batanın hizmet alanında bir açık varsa o faaliyetler sürecektir. Bu nedenle biri batacak ama onun yerine bir başkası geçecektir. Serbest piyasa ekonomisinin işleyişi böyledir maalesef. Böyle krizlerde yerli yabancı şirket satın almalarına şahit oluruz. 

Umarım artık bu krizler son olur da, yapısal reformlar gerçekleşir. Biz de gelişmiş üşlelerdeki gibi üretim ve enflasyon sorunundan kalıcı şekilde kurtulmaya başlarız. Bun arada borsa için biraz daha sabırlı olup, panik yapmayınız diyorum. Çünkü sıkıntıların sonuna yakınız. 

Faiz Beklentim Ne?
              Geçen hafta cumhurbaşkanımız sanırım yurt dışında yaptığı bir açıklama içinde kademeli faiz artışı olabileceği şeklinde bir söz sarf etmişti diye aklımda kaldı. Ben de TCMB'nın yüksek faiz artışının ekonomiye yaşatacağı sıkıntıyı da düşünerek, kademeli faiz artışı yapmayı tercih edebilir. Yani yapması gerekeni bir kerede değil de, önce yarısını yapıp, yansımalarına bakarak sonra gerekirse yeni bir artış daha yapmayı tercih edebilir.  O yüzden bu mantık ile bugün 150-200 baz puanlık bir artış ile yetinebilir gibi geliyor. Ne olacak göreceğiz.

Hepinize bol kazançlar diliyorum.


    Saygılarımla
    Aydın Eroğlu
     Stratejist
   Finans Yazarı
www.borsaanalizci.com
Twitter: @_Stratejist_


  • 12.09.2018
    09:09

    Yarın PPK faiz kararını duyacağız. Haftaya da Yeni Orta Vadeli Program açıklanacak. Her ikisi de çok önemli gelişmeler olacaktır. Bu esnada Varlık Fonunda yeni yönetim kadroları oluşturuldu. İlk ortaya atıldığı günlere göre daha ciddi profesyonellerin adlarını g&oum... Devamı »

  • 11.09.2018
    08:40

    Dün 2018 2'nci çeyrek büyüme oranı olarak gelen % 5.2, gelişmiş ülkeler de dahil baktığımız zaman çok ciddi yüksek gayet güzel bir büyüme oranıdır. Ama bundan sonraki bir kaç çeyrek için de son yüksek oran olacaktır ... Devamı »

  • 04.09.2018
    09:54

    Bir süredir kur ve faizlerle çok ciddi bir hasar yaşadık. Varlıklarımızda çok ciddi erimeler yaşandı. Peki bu erime artık sona erdi mi derseniz, buna henüz evet diyemiyorum. Sebebi ise ABD ile ilişkilerin akıbeti. Çünkü eğer ilişkiler daha da gerilecek olursa... Devamı »

  • 03.09.2018
    09:10

    Ağustos aylık ve yıllık TEFE ve ÜFE verileri 10:00'da açıklanacak. Kur ve faiz artışlarının sürüyor olması ile birlikte tepeden tırnağa her alanda zamlara muhatap oluyoruz. Elektrikte daha yeni ciddi bir zam görmüşken, yeni bir zam daha geldi. Doğal olarak, bu ve ... Devamı »

  • 29.08.2018
    09:12

    Sistemli bir şekilde baskı sürüyor. Moody's 18 Türk bankasının ve 2 finans kurumunun notlarını indirdi. 14 bankanın birer kademe, 4 bankanın iki kademe, 2 finans kurumunun da kurumsal aile notu birer kademe indirildi. Gerekçe TL'deki değer kaybının fonlama riskini arttı... Devamı »