Olası Faiz Artışı Yansımaları!

12.09.2018 09:09
  •  A 

Yarın PPK faiz kararını duyacağız. Haftaya da Yeni Orta Vadeli Program açıklanacak. Her ikisi de çok önemli gelişmeler olacaktır. Bu esnada Varlık Fonunda yeni yönetim kadroları oluşturuldu. İlk ortaya atıldığı günlere göre daha ciddi profesyonellerin adlarını görüyorum. Umarım bir türlü devreye giremeyen Varlık Fonu en kısa zamanda aktif hale gelir.

BİST Neden Sıkıştı!
              Belki de bir kaç gündür yeterli faiz artışı olmazsa diye genel borsa baskısı ve sıkışıklığı yaşanıyor olabilir. Açıkçası ben de böyle bir durumdan çekindiğim için bir kaç gündür yeni öngörü yapmadan, önce PPK kararını görmek istiyorum. 

Yeterli denen faiz artışı konusu da göreceli. 275 puan ile 750 puan arası artış bekleyenler, 1000 baz puan bile olmalı diyenler var. Normalde ne kadar yüksek faiz artışı olursa, bankalara yükü çok daha fazla olur. Faiz artışları bankaları baskılar. Faiz indirimleri de banka hisselerinin yükselmesine yarardı. Şimdi ise ne olacağı muğlak bir durum var. Çünkü düşük faiz artışı kurları yukarı çekince bankaların yurt dışı sendikasyon kredilerinin maliyetleri artıyor. Kur artışı kaynaklı enflasyon artışı her yere yansıyor. Yüksek faiz artışı da bankalarının ellerindeki devlet tahvillerinden zarar yapmalarına ve kredili müşterilerinden kredi ödeme sorunlarının artmasına, takibe düşen kredi risklerinin de büyümesine neden oluyor. 

Hangisi daha etkin olacak kestiremiyorum. Ama şunu söyleyeyim; 1994 yılında Çiller zamanında piyasalar PTT'nin satışı engellendiğinde, not indirimleri ile kilitlenip dış finansman bıçak gibi kesilince, tüm faizler yükselmişti. Bankalar da devlet kağıtlarına yatırım yapmıyorlardı. Bu ortamı kırmak için hazine doğrudan halka % 50 net faizli üç aylık bono satışı yaptı. Bu inanılmaz bir faiz artışı idi. Ama piyasanın üzerindeki kur baskısını kırdığı gibi, devlete çok ciddi ve hızlı bir iç likidite imkanı yarattı. Tabii sert faiz artışları enflasyonu da sert şekilde frenledi. Sonra piyasalar hızla düzelip, yeniden faiz düşüşü dönemi başladı. Sanırım üç yıl sonra 1997'de borsa o kadar yükselmişti ki, sıfır atmak zorunda kalmıştık. Ama tabii o dönem kamunun borç yükü sanırım 100 Milyar Dolar civarında idi. Yani günümüzdeki yaklaşık 450 Milyar dolarlık dış borca göre çok daha düşük rakamlar vardı.

Yani detayları iyi bilmek lazım yansımalar için. Devletin şu an için bu denli iç finansman sıkıntısı olduğunu görmüyorum. Sorun döviz kuru üzerindeki baskıdan kaynaklanıyor. Sert bir faiz artışı bu baskıyı kırar. Ama bir yılda bu denli kur manipülasyonu ile devleti sıkıştırmış olan yerli-yabancı yatırımcıya ciddi bir faiz artışı ile ödül vermiş oluruz. Yapmış oldukları kur baskısında başarılı olmuş olurlar ve faiz rantını da kar hanelerine yazarlar. Tabii tüm esktra yük de devlete, vatandaşlara ve şirketlere kesilmiş olur.

Fakat birkaç yıldır durduk yerde bankalara, faize ve TCMB'na müdahale ile öyle yanlış yönetim hataları yapıldı ki, şimdi bu yanşlışların yarattığı ortamı düzeltmek için belki de yüksek bir faiz artışına mecbur olabiliriz. En başında TCMB'na karışmayıp da, yaşanan kur artışlarında çat diye 200 puan faiz artışı yapılabilseydi, şimdi ne kurlar buraya çıkardı, ne de faizler halen artacak mı diye düşünür olurduk. Ama kim bilir belki de kurların böyle yükselmesi yabancı doğrudan yatırımların da önünü açabilir. Belki de bu nedenle kur artışı istenmiş bile olabilir. Ama yine de bu yükseliş çok daha kontrollü yapılabilirdi.

Olası Faiz Artışının Bankalara Etkisi!
              İlk anda faiz artışları maliyet yükü yaratırken, öncesinde ya da hemen akabinde alınan ya da alınacak yeni sendikasyon kredileri ve devlet tahvilleri, daha sonra faizler ve kurlar birlikte düşmeye başlayınca bankalara ekstra kar yazmaya başlarlar. Böylece son oluşturdukları tahvil ve sendikasyon portföylerinin karları öncekilerden uğradıkları zararları dengelemeye başlar. 

Ama her şekilde özellikle kredi maliyetleri yeni bir faiz artışı ile ciddi artacağı için, piyasada ciddi talep daralması başlar. Enflasyon da doğal olarak düşer. Lakin bunlar para piyasası tedbirleri ile enflasyonun baskılanmasıdır. Bir kaç yıl sonra yeniden tekrarlanır. O nedenle kalıcı enflasyon düşüşü ancak üretim ile sağlanır. Üretim de düşük kredi faizi ortamında artan bir davranıştır. Ne yapıp edip, haftaya açıklanacak yeni orta vadeli programda artık yapısal reformların önünü açmalıyız. Yılbaşında yaşım 53 olup, 54'e adım atacağım. Bildim bileli bu sorunla uğraşıyoruz. Eski hükümetler döneminde 6-7 yılda bir tekrarlanırdı. Ak Parti iktidarında ise 14 yıl sonrası(kur ve faiz baskıları 2016 yılında belirgenleştiği için 14 yıl diyorum) yine yaşanmaya başlandı. Artık gelişmiş ülkeler arasına girmek için uğraşan Türkiye'ye bu denli yüksek enflasyon ve faizler yakışmıyor. Fakat üretim sorununu çözemediğimiz müddetçe de bu sorun sürer gider. 

Kısacası yarınki faiz kararı ve önümüzdeki hafta açıklanacak Yeni Orta Vadeli Program bakalım bu döngüyü kıracak mı göreceğiz

BİST'deki İlginç Hareketler!
              Yine bir kurum kaynaklı alımlarla endeks olarak yükseliş yaşıyoruz. Ama sonra aynı kurum yükseliş esnasında aldığı hisseleri aynı şekilde geri vererek hem borsayı, hem de ilgili hisseleri düşürmüş oluyor. Kurumu hepiniz zaten biliyorsunuz. Maalesef tek yerden yaşanan bu tip alım-satımlar yüzünden borsanın hareketlerini kestirmekte zorlanıyorum. Bir kaç gündür düşen bir çok hissede de aynı kurumdan gelen satış baskıları etkin oluyor.

Olası bir faiz artışının sert olması halinde bankalara tahvil stoklarından zararı yüksek olacaktır. Ama daha sonrasında döviz kurlarında ve faizlerde başlayacak düşüşlerin etkisi ile cazip hisseler konumuna yeniden gireceklerdir. Bankalar mevcut bilançolarına göre kesinlikle inanılmaz iskontolu işlem görüyorlar. Ama faiz artışının etkilerine göre mevcut bilanço karlarında olumsuz etki riskleri nedeniyle bu iskontoların bir kısmı uçabilir. Tabii bir de ABD'de süren davanın akıbetinde bankalarımıza yönelik risk ne durumda bunu da bilemiyoruz. Şimdilik şahsi görüşüm bir süre daha bu sektörden uzak durmak ve ihracata yönelik, bilançosunda nakit varlığı ve döviz bazlı ciro akışı yüksek olan sanayi şirketlerine yatırım yapmak tedbirli bir davranış olacaktır görüşündeyim. 

Doğru kararların arka arkaya gelmesi ve piyasaların en kısa zamanda normalleşmesini, hepinizin de zararlarınızdan hızla çıkıp, karlı günlerin keyfini yaşamanızı dilerim.


    Saygılarımla
    Aydın Eroğlu
     Stratejist
   Finans Yazarı
www.borsaanalizci.com
Twitter: @_Stratejist_


  • 11.09.2018
    08:40

    Dün 2018 2'nci çeyrek büyüme oranı olarak gelen % 5.2, gelişmiş ülkeler de dahil baktığımız zaman çok ciddi yüksek gayet güzel bir büyüme oranıdır. Ama bundan sonraki bir kaç çeyrek için de son yüksek oran olacaktır ... Devamı »

  • 04.09.2018
    09:54

    Bir süredir kur ve faizlerle çok ciddi bir hasar yaşadık. Varlıklarımızda çok ciddi erimeler yaşandı. Peki bu erime artık sona erdi mi derseniz, buna henüz evet diyemiyorum. Sebebi ise ABD ile ilişkilerin akıbeti. Çünkü eğer ilişkiler daha da gerilecek olursa... Devamı »

  • 03.09.2018
    09:10

    Ağustos aylık ve yıllık TEFE ve ÜFE verileri 10:00'da açıklanacak. Kur ve faiz artışlarının sürüyor olması ile birlikte tepeden tırnağa her alanda zamlara muhatap oluyoruz. Elektrikte daha yeni ciddi bir zam görmüşken, yeni bir zam daha geldi. Doğal olarak, bu ve ... Devamı »

  • 29.08.2018
    09:12

    Sistemli bir şekilde baskı sürüyor. Moody's 18 Türk bankasının ve 2 finans kurumunun notlarını indirdi. 14 bankanın birer kademe, 4 bankanın iki kademe, 2 finans kurumunun da kurumsal aile notu birer kademe indirildi. Gerekçe TL'deki değer kaybının fonlama riskini arttı... Devamı »

  • 28.08.2018
    09:15

    ABD'nin AB ve Türkiye'ye karşı devreye aldığı ve alabileceği yeni yaptırımlar beklenmedik anda tarafları birbirine yakınlaştırdı. Ama çok ileri boyutta bir düzelmenin bizim istediğimiz şekilde olmasını biraz zor görüyorum. Dün bakan Albayrak, Fransa ziyaretind... Devamı »